Böbrek Kanseri

Böbrek Kanseri
Böbrekler al-kahverengi renkte ince bi kapsülle örtülü fasulye biçiminde 2 organdır. Böbrekler karın üst bölgesinin geri tarafında bulunurlar. Sırt adaleleri ve alt kaburga kemiklerince dış etkilere karşıt korunurlar. Böbrekler kandan bundan böyle ve zehirli maddeleri, çok mineralleri ve suyu eleyerek vücuttan dışarı çıkarırlar. İdrar böbrekler ile kandan süzülüp oluştuktan sonrasında üreter şekilde bilinen içi boş sidik borusu vasıtası ile mesaneye (sidik torbası) ulaşır. Mesanede toplanan sidik üretra ismi konulan başka 1 içi boş sidik borusu vasıtasıyla gövde dışarısına atılır. Böbrek tümörleri iyi huylu ve kötü huylu olmak suretiyle 2 gruba ayrılır. Böbrekte en yoğun rastlanılan ur kolay böbrek kistleridir. Böbrek kisti iyi huylu 1 kitle olup kanserden yüzde yüz farklıdır. Birçok vakit tesadüfi biçimde meydana çıkan böbrek kistleri insan yaşamını hiç bir vakit tehdit etmez. Böbrek kistleri bir hayli vakit tedavi dahi gerektirmezler, sadece seyretmek yeterince olabilir. Böbrek kanseri (renal hücreli kanser) böbrekten meydana gelen kötü huylu tümöre konulan isimdir. Renal hücreli kanser en çok rastlanan böbrek kanseri çeşididir. Böbrek kanseri çoğu zaman sonraki yaşlarda (60 yaş üstü) meydana gelir. Birtakım ailesel geçişli çeşitlerinde erken yaşlarda de bulunabilir. Baylarda kadınlardan daha çok görülmekte. Erken tanı edilip tıbbi biçimde çıkarılırsa (nefrektomi) tam olarak iyileşme ihtimali fazla yüksektir. Kanser büyüdükçe çevresinde yer edinen lenf bezleri, karaciğer, kalınca bağırsak ve pankreasa yayılabilir. Bu durumun ile birlikte kanser kan ve lenf alternatifi ile yayılarak bünyenin başka sahalarına (kemik, akciğer) yerleşebilir. Böbrekte daha azca çoğunlukla de değişici (transisyonel) hücreli tümörler görülmekte. Değişici hücreli tümörler mesane şeklinde sidik kanallarının farklı kısımlarında de izlenir ve benzer biçimde terapi edilir.

Tehdit Etkenleri
Öbür pek fazlaca kanser türünde bulunduğu şeklinde böbrek kanserinin sebebi bile hemen hemen tamamen şekilde aydınlatılamamıştır. Böbrek kanserli rahatsızlarda meydana getirilen çalışmalarda kimi etkenlerin tehdit oluşturabileceği gösterilmiştir. Yüksek gerilim (hipertansiyon), çok fazla şişman olmak, uzun zaman diyaliz terapisi görüyor olmak şeklinde etkenlerin böbrek kanserli kişilerde görülebildiği bildirilmiştir. Böbrek kanseri tehdidi sigara içenlerde içmeyenlere nazaran 2 kat yüksektir. Sigara bırakılması ile tehdit zaman içinde azalır. Ayrı olarak da ailede böbrek kanserli bi akrabanın bulunması böbrek kanserine maruz kalma tehlikesini artırmaktadır. Mesleksel tehdit faktörü şekilde çelik endüstrisi, kurşun endüstrisi, petrol ve vapur endüstri (asbest) çalışanlarında böbrek kanseri tehdidi çoğalmaktadır. En arka biçimde güçlü yağ ve kalorili rejim tehdidi artırmaktadır.

Belirtiler
Ur küçükken erken dönemlerinde böbrek kanseri fazla göze çarpan 1 şikayete sebep olmayabilir. Tanı edilebilirse sıkıntı sözü edilen devirde çoğu zaman iyileştirme edilebilmektedir. 1 başka deyimle erken teşhis konulduğunda iyileştirme hem daha basit olmaktadır, hem de kanserden % kurtulma ihtimali yükselmektedir. Genel anlamda şikayete sebep bulunduğu vakit ur fazla büyük boyutlara ulaşmıştır ve ur büyüdükçe ve yayıldıkça iyileştirme olasılıkları azalmaktadır. Böbrek kesiminde kitle ve sızı, kanla karışık sidik benzer biçimde böbrek kanseriyle ilgili olabilecek problemler ile birlikte başka kanserlerde bile gelişebilen iştahsızlık, halsizlik, kilo yitirmesi, tekrarlayan ateş şeklinde göstergeler bile olabilmekte. Bahsi geçen yakınmalar böbrek kanserinin emaresi olacağı benzer biçimde enfeksiyon şeklinde başka problemlerden bile kaynaklanabilir. Kanser yayılmışsa yayılmış olduğu organla ilişkin bulgular var olabilir. Mesela akciğerlere yayıldıysa öksürük, soluk darlığı olabileceği benzer biçimde kemik yayılımı duran kişilerde kemik sızıları, beyin yayılımı bulunanlarda baş sızısı, nüzul benzer biçimde bulgular olabilmektedir.

Teşhis
Teşhis çoğunlukla başka nedenlerle meydana getirilen radyolojik tarama neticesi tesadüfen böbrek kitlesinin belirlenmesi ile konulmaktadır. Sadece tümörün iyi veya fena huylu bulunduğunu ayırt ettirecek 1 metod hemen hemen mevcuttur değildir. Dolayısıyla ters kanıtlama edilene mislinde böbrekte yakalanan her kitle kanser kabul edilerek daha sonraki incelemelere gidilmelidir. Seyrek olarak her 2 böbrekte aynı zamanda çok kitle şekilde kendini belli edebilir. Bireyin yakınmaları, öyküsü ve doktorun ilk analiz etme bulguları ondan sonra konuşulacak araştırmaları belirlemek için fazla ciddi bir şeydir. Tanıda kan ve sidik tetkikleri yapılabilir. İdrar tetkikinde sidik rengini değiştirmeyecek miktarında azca oranda de olsa al kan hücreleri (alyuvarlar yada eritrositler) tespit edilebilir. Sıkıntının komşu yapılarla alakası ve ırak yayılımını değerlendirmek için teşhis anında görüntüleme şekilleri biçimde akciğer grafisi, intravenöz piyelografi (IVP), ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR), kemik sintigrafisi, pozitron emisyon tomografisi (PET) yapılabilir.

Tedavi
Böbrek tümörünün iyileştirmesi bireyin yaşı, temel medikal konumu ve kanserin yaygınlığına nazaran düzenlenir. Böbrek kanserlerinde tercih edilen türlü tedavi usülleri bulunmaktadır. Erken aşama kanserlerde tümörün tıbbi şekilde çıkarılması altın standarttır.

Cerrahi
Tedavi ile böbreğin çıkarılması nefrektomi şekilde isimlendirilir ve böbrek kanserlerinde normal iyileştirme yöntemlerindendir. Kanserin basamağı, büyüklüğü ve sayısına nazaran değişmek suretiyle ya böbrek, böbrek üzeri bezi ve etrafındaki tabakaları ile beraber tam olarak çıkartılır (köktencilik nefrektomi) veya kısmi biçimde tek tümörün çıkarılması (parsiyel nefrektomi) uygulanabilir. Öteki böbrek sıhhatli ise hastalıklı böbreğin alınması vakanın sağlığı sebebinden her hangi 1 mesele yaratmaz. Nefrektomi normal biçimde açık ameliyatla yapılıyor. Ama en son zamanlarda kapalı metod denen laparoskopi kullanılarak de nefrektomi yapılabilmektedir. Çıkarılan örnekler patolojik şekilde incelenir ve tümörün eşeysel, karakteri ve yayılma miktarı belirlenir. Bahsi geçen, hem tanıyı kesinleştirir hem bile büyüyerek ile alakalı veri gösterir. Erken basamakta kanser böbreği kaplayan kılıf içerisinde sınırlıdır. Bahsi geçen halde başka İlave 1 tedaviye gerek kalmaz. Eğer ur böbrek kılıfın dışarısına çıkmışsa veya başka yerde bile mevcutsa tıbbi sonrasında İlave 1 terapi gerekecektir.

Radyoterapi (Işın terapisi)
Gövde dışından gelen gür enerjili ışınlar ile kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanan bi iyileştirme yöntemidir. Bölgesel bi iyileştirme yöntemidir. Işın terapisi böbrek kanseri iyileştirmesinde sınırı olan role haizdir, ilk terapi şekilde önerilmez. İleri böbrek kanserli birtakım vakalarda radyoterapi kemik tutulumuna ilişkin sızı şeklinde farklı bulguları gidermeye yönelik şekilde uygulanabilmektedir.

Kemoterapi
Kanser hücrelerini öldürmek için uygulanan ilaçlardan bi tarafına konulan isimdir. Tek ilaç yada bir kaç ilaç beraber uygulanır. Böbrek kanserlerinde kemoterapinin tesiri sınırı olan ve tartışmalıdır. Çoğunlukla ve ırak yayılımı duran rahatsızlarda kullanılabilir.

Biyolojik Terapi (immünoterapi)
Kansere karşıt vakanın bağışıklık sistemini alan terapi yöntemidir. İnterferon ve interlökin-iki adlı ilaçlar dışarıdan vücuda verilmek şekli ile bedenin müdafa sisteminin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yan tesir şekilde adale sızısı, halsizlik, dikkat yitirmesi, ateş, kusma ve ishale vesile olabilmekte. Vakalar genel anlamda menfaatlerini çokca bitkin hissederler. Bazılarında ten dökülmesi olabilir. Bahsedilen sorunlar fazla mühim olabilmektedir fakat iyileştirme bitiminde bahsi geçen etkisinde bırakır kaybolur.

Hormon Iyileştirmesi
İlerlemiş böbrek kanserlerinde uygulanır. Progesteron böbrek kanserinde en yoğun uygulanan hormondur. Terapi edici değil çoğunlukla yakınmaları geçici şekilde indirmek için uygulanır. Kilo değişimleri, terleme ve su yitirmesi karşılaşılan yan etkilerdir.

Amaca Yönelik Terapiler
En son zamanlarda popüler varolan bi terapi yöntemidir. Yalnız sık böbrek kanserli vakalarda kullanılabilir. Kanserli hücreler bilhassa hedef alınmakta ve başka hücrelere ziyan verilmemektedir. Kanser hücresinin büyümesi ve çoğalmasını tetikleyen mekanizmalar bulunmaktadır. Bahsi geçen mekanizmaların tamamı bilinmemektedir. Ama bilinmiş olduğu kadarı ile kanserleşmeye neden duran moleküllerin susturulmasına yönelik ilaçlar geliştirilmiştir. Bahsedilen moleküller hücre içi haberleşmeden görevli sinyal proteinleri ve gelişme faktörleridir. Amaca yönelik tedavilerden Sunitinib ve Sorafenib dünyada sık şekilde kullanılıyor. Bahsi geçen ilaçların etkinliği halen elimizde bulunmakta olan ve uygulanan interferon ve interlökin-iki şeklinde biyolojik ilaçlardan daha iyidir. Ayrı olarak da tümöre özel yeni ufak damar oluşumunun (anjiogenesis) önüne geçilmesi sağlanarak tümörün öldürülmesi amaçlanmaktadır. Kanserin yaşaması ve büyümesi için yeni damar gelişmesi mühimdir. Bevasizumab adı verilen 1 ilaç yardımıyla tümörün yeni damar yapması engellenerek beslenme sıkıntısı akıbeti kanserin küçülebildiği gösterilmiştir. Normal tedavilere yanıtsız ve hayat süresi bakımından ümitsiz vakalarda deneysel iyileştirme şekilleri kullanılmaktadır.

Aşı terapisi hastalara tümöre karşıt meydana gelen bağışıklık sistemini uyarıcı 1 madde verilmesi esasına dayanan usüldür. Gene temelde rahatsız insanın bağışıklık sistemini etken bir duruma getirme prensibi söz mevzusudur. Birde üzerine başka bi insandan (allojeneik) kemik iliği nakli ile üstesinden gelme elde edilmiş vakalar bulunmaktadır. Sadece sözü edilen metod hemen hemen çoğunlukla kabul ve kullanım alanı bulamamıştır.

Yan Etkisinde bırakır
Iyileştirmenin yan tesirleri Kanser tedavisinin yan tesirleri iyileştirmenin cinsine, süresine ve vaka ile ilişkin şahsi faktörlere göre değişiklik gösterir. Nefrektomi büyük bi tıbbi operasyondur. Operasyondan sonrasında rahatsız acı ve hastalık duyulabilir. Ama erken evrelerde yakalanan kişilerde tamamen şifa elde edilebilmesi sebebi ile mümkün şikayetler göze alınabilir. Biyolojik iyileştirmenin yan tesirleri türüne göre değişiklik gösterir. Bahsi geçen terapiler grip benzeri problemler, adale sızısı, halsizlik, dikkat yitirmesi, ateş, kusma ve ishale vesile olabilmekte. Vakalar genel anlamda çıkarlarını fazla bitkin hissederler. Bahsedilen sıkıntılar çokca önemli olabilmekte fakat terapi bitince bahsi geçen etkisinde bırakır kaybolur. Kemoterapinin yan tesirleri konulan ilaçlara göre değişiklik gösterir. Genel anlamda kanser ilaçları hızla büyüyen kan hücrelerini etkisinde bırakır ve saç dökülmesine neden bulunur. Öteki mühim yan tesirleri aralarında halsizlik, bitkinlik, bulantı, kusma, bağışıklık sisteminin bozulması, kan hücreleri üstüne varolan yan tesirleri sayılabilir. Bazen vakalarda iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları ve tat farklılığı kilo yitirilmesine sebep olabilmektedir.